Hiçbirimiz ne ana-babalarımızın adlarını, ne bize verilen adları kendimiz seçmedik. Kimilerimiz adlarımızı çok üstüne düşmeyecek kadar seviyor. Kimilerimiz türlü nedenlerle adlarımızı sevmiyor olsak bile, ana babalarımıza saygı duymak, yasal ve toplumsal karışıklıklardan kaçınmak gibi gene türlü nedenlerle adlarını değiştirmiyor. Kimilerimiz evlenmek, kolay tanınırlık kazanmak, bilinmeyen bir kimlikle korunmak, yeni bir yaşam başlatmak gibi başka türlü nedenlerle adlarını değiştiriyor. "Ali Can" gibi kısa ve yaygın adlar kolay anımsanır, kolay seslendirilir, kolay hecelenir, kolay yazılır ve kendileri yerine kısaltmaları olan takma adların kullanılmasına gerek bırakmaz olabilirler; oysa kendilerine özgün biçimsel bir kişilikleri olduğu söylenemez. "Hayrünnisa Karamollaoğlu" gibi uzun ve sıradışı adları anımsamak güç olabilir; ancak kişinin kendisini daha kolay anımsanır yaparlar. Yaşamı biraz daha güçleştirmelerine karşın, yabancılarda ilgi uyandırıp konuşmaya konu açarak, kişiye adının yanlış yazılışlarını biriktirtmek gibi yeni, ender uğraşılar yaratarak, yaşamı çok daha ilginç ve eğlenceli yapabilirler. Yıllarca biriktirdiğim, adımın 120'ye yakın yanlış yazılmışını aşağı kaydırıcılarda görebilirsiniz.




